24 Mart 2015 Salı

Müsvette

Unutacaklarından öte daktilo tıkırtıları vardı hayatında..

Ellerini havada birleştirerek gerilmeye başladı masa başındaki adam. Saatlerce çalışmış, gözleri kan çanağına dönüşmüştü. Elini hemen sağında bulunan tütün tabakasına attı. Uzun zamandır içmiyordu sigara. Zaten bir yazmaya koyuldumu, herşeyi unuturdu. Daktilo tıkırtıları susmayıversin hemen aklı birşeylerle müşgül oluyordu..

Daktilosunu mu yoksa düşüncelerini mi bırakmalıydı bilmiyordu. Bunu düşünmemek için bile yazmaya koyuldu.  Yazılarına başlık koymayı beceremez, başlık koysa yazıya ihanet edeceğini düşünürdü. Sadece yazıları için değildi bu. Sevdiği kadına, sevdiğim demez, onu doğuran kadına anne demezdi. Bu onlara bir bağ olamaz diye düşünüyordu. Çoğu yazısında imla yanlışları, karakter hataları bulunurdu. Asla silemez, düzeltemez ve yenisini yazamazdı. Çünkü o an ne hissediyorsa onu yazmalı onu yaşamalıydı. Daktilosundan dökülen kağıt bomboş çıkardı. Fakat mutluydu. Neye mutlu olduğu bilinmez, kimseye de okutamaz bunları...
Daktilonun mürekkebi hiç beyaz olur muydu?

Kenara bırak onları müsvette değil ki..

7 Aralık 2014 Pazar

Bir Sol Bir Fa. /Sayı.1/

Metrodan çıkıp koştura koştura giden genç, cebindeki bozuklukları çıkarıp, sokak müzisyenine verdi. Yetişmesi gereken bir yer vardı belli ki. Ama durmuş müziğide dinlemiyor, cebindeki bozuklukları bir bir çıkarıyordu. kağıt paralara hiç dokunmadan hepsini boşalttı. Müzisyenin şaşkınlığı şarkının notalarına işliyordu. Bir sol bir fa. 
Genç koşmaya tekrardan başladı, bir sol bir fa. bir sol bir fa.
Hiç değişmeyen ritimleriyle biraz evvelki sanatçıya taş çıkartıyordu. Omuzlarına çarpan insanları perküsyon sayıyor, nefesini vokal tutuyordu. Bozuk paraların gitmesiyle gelen hafiflikten ötürü havalanabiliyordu artık. 
Vapuru görecek olan  köşeyi döndüğünde ise aniden durdu. Nefes alışını toparlaması, terini temizlemesi, üstüne başına çeki düzen vermesi gerektiğini biliyordu. Bunları yaparken bir yandan da telefonunu çıkarıp ‘geldim’ diye mesaj yolladı, Bayan Bekleyene. Bay Geciken, derin nefes alarak sabit adımlarla hiç birşey olmamış gibi yürümeye tekrar devam etti.
Bay Geciken ve Bayan Bekleyen Sarıldılar. Hala nefesini kontrol edemiyordu Bay Geciken. 
Heyecanın verdiği etki midir, yorgunluğun verdiği etki midir bilinmez, lakin susuzluktan dili damağına yapışmıştı. 
Oturdular bir zengin kahvecisinde, sohbete koyuldular.  Bayan Bekleyen müzikle ilgileniyor diye müzikten sohbetler başlamıştı. Bay Geciken dersine iyi çalışmış olacak ki hiç takılmıyor, cümlelerini artarda sıralıyordu. Gelirken müzik yaptığından bahsedemezdi ama.
Bay Geciken’in vasfı yoktu. Ne ilgilendiği bir sanat ne yaptığı bir işi vardı. Parasıda fazla yoktu. O zengin kahvecisi bile pahalı kaçıyordu ona.
Kendinden söz edemedi. Bay Geciken kalkmak istiyordu. Sıkılmış değil, sadece konuşacak başka birşey olmadığı için Bayan Bekleyeni sıkmak istemiyordu. Ama niyeti karşı taraftan hep, sıkılıyor ve sıkıcı olarak algılanıyordu. Yıllardır yaşadığı buydu zaten. Bunları mı anlatmalıydı. 
Söylecek söz buldu. Bir an durdu. Sonra ise sustu.. Bir fa sol.


14 Kasım 2014 Cuma

kül gecesi.

Kül topraklarına basarak doğdum ben.
Ayaklarımın geçmişi yanık közlere ulaşır
Bir basımlık canı olsa bedenimin
Ruhum nice arşı ala’ya ulaşır.

Geri dönme vakti de gelmişse bile topraklardan
Sözüm ona ’ne yaptım ki ben sana’
Bedel ödemesi gereken ne varsa
Yok oluş bırakacağım bedenen buralardan.

3 Kasım 2014 Pazartesi

Gün gelir.

gün gelirde aynı çizgide durursak
dimdik, dimdik duracağız
o suratlarından salya ile pislik akan inzibatların karşısında.

Gün gelirde aynı çizgide bağırırsak
tek ağızdan bağıracağız
kulaklarını delip geçene kadar burjuvazinin.

Gün gelirde aynı çizgide atarsak molotofu
gözlerimiz açık izleyeceğiz
yanan devrim ateşini.

Gün gelirde aynı çizgide yerle bir edersek tankları
elele koşacağız
geniş mi geniş yollarda

gün gelirde aynı çizgide yaşarsak
içimizde büyük bir coşku ile
coşku ile kutlayacağız

Devrimin zaferini.

20 Ekim 2014 Pazartesi

Kıraathaneler de eskidi

Buluştular köy çeşmesinde. Birisi daha atik daha enerjik, birisi daha yorgun.. Geleceğini düşünen iki yaşlı adamlardı. Yaklaşık yaşları gelmişti yetmişlere.
"Gidelim" dediler.
"Nereye" diye sordu enerjik olan. Şaşırmıştı, her zamanki kıraathane ne güne duruyordu. Her zaman kahve yudumladıkları.. sohbet ettikleri...
"Harmanlığa" diye cevap verdi yorgun yaşlı elleri buruş buruş olmuş adam.
Cevap vermedi bizimki, güvenirdi dostuna hiç sormazdı neden diye. Gittiler.
Bir kahve yaptırdı karısına yorgun adam. İkisi de sade. Sade olmasının sebebi sadece sade kahve içmek olmuştu.İçtiler, birer sigara sardı bizim enerjik. Filtresiz. Sadece tütün içmek isterlerdi. Biliyorlardı çünkü. tütün böyle içilir abiler! Bir güzel yudumladıktan sonra hiç yapmadığı bir şeyi yaptı bizim yorgun. Fal kapattı.. Bunu yaptığında kendisi bile acımıştı kendisine. Hiç inanmazdı çünkü. Uzattı dostuna, ters çevrilmiş fincan ile tabağını. Gülümseyen yüzler ile karşıladı fincanı.
Patavatsız, ağzına geleni söyler, kambur oturur doğru konuşurdu bizimki.
- Ne olacak ki bu saatten sonra?
+ Belki bir umut.
Kaldırdı fincanı yerinden. Baktı şöyle bir, incelemedi ve göz attı uzaktan.
-Yaşıyoruz.. Bir kahve daha içeceğiz meraklanma.

9 Temmuz 2014 Çarşamba

Notlar

Geçtiğimiz sokakta nice aşklar yaşandı
nice sevdalar tutuştu gönül çemberinde
Yağmur yağmasına karışan
göz damlaları bulundu foseptik çukurlarında
Hiç biri de senin benim beni terkettiğin gibi etmedi.
Bir şair bu kadar açık sözlü olmadı. Cemal Süreya bile.

Yazamıyorsun belli.

Sıkılmışsın belli,
meyveler topluyorsun gökyüzünden
sinirden parmaklarındaki lifler düğümleniyor görüyorum.
Biraz az koymalısın yumuşatıcıyı yoksa sararır.
Kafanın karmaşıklığından yapıyorsun bunları biliyorum.
biraz fazla kullanmalısın deterjan yoksa sararır.
duygusal buhranlar yaşıyorsun, termoslarından çiçekler dökülüyor.
parmaklarına ket vuruluyor görüyorum.
tam kararında kullanmalısın elektirği yoksa sararır
geceleri uykusuz kalmak bir eğlenceden çok
bir işkence olmaya başladı farkındasın bunun.
(yazamıyorsun bununda farkındasın)
farkındasın birçokşeyin.
İmla hataları yapıyorsun bununda farkındasın.
Bir önceki cümleden gözlerini kaçırıyorsun.
Ve daha bir çok şeyin farkındasın.
Kaçmak istesen de peşinden gelir mi kestiremiyorsun, sessiz kalıyorsun elini uzatacağın bir eski pilağın bile yok. zaten herkeste bulunmaz.
Eh bununda farkındasın. Aslında bir çok değil çoğu şeyin farkındaasın.
İmla hatasını düzelttiğinin bile farkındasın.
Lakin hayat bir imla değil.
Tam kararında farkında olmalısın hayatın yoksa için kararır.